İdari Yargıda Tanık Delili ve Adil Yargılanma Hakkı: İHAM’ın Dilek Genç/Türkiye Kararı Işığında Bir Değerlendirme
İdari Yargıda Tanık Delili ve Adil Yargılanma Hakkı: İHAM’ın Dilek Genç/Türkiye Kararı Işığında Bir Değerlendirme
Yükleniyor...
Abstract
This article reveals the incompatibility of the categorical limitation on witness evidence in administrative judiciary with the guarantees provided by the right to a fair trial, and discusses potential solutions to address this issue. The analysis begins by establishing that the problem surrounding witness evidence does not arise from an explicit prohibition in the Administrative Jurisdiction Procedures Law (İYUK), but rather from the way judicial authorities have interpreted its relevant provisions. Consequently, this interpretative deficiency regarding witness evidence results in a significant procedural gap within the administrative judiciary. In the second section, drawing on the European Court of Human Rights’ (ECtHR) judgment in Dilek Genç v. Turkey, it is demonstrated that the issue of witness evidence extends beyond a mere procedural inadequacy, representing a structural human rights problem incompatible with fair trial guarantees such as the principles of adversarial proceedings and equality of arms, as well as the rights to a reasoned decision, a public hearing, and the examination of witnesses. Furthermore, it is concluded that the violation identified in the Dilek Genç judgment cannot be addressed solely within the framework of international responsibility; it is simultaneously a structural domestic law issue directly linked to the principles of constitutional supremacy and binding force. In the final section, within the framework of the erga omnes effect of the Dilek Genç judgment, two primary methods are discussed for restructuring the evidence system in administrative judiciary to enable the adduction of witness testimony: The first option is to amend the İYUK to explicitly include witness evidence, taking into account the unique structure of administrative judiciary and the guarantees of the right to a fair trial. The second and more probable solution is to achieve a jurisprudential transformation by reinterpreting existing norms in light of the right to a fair trial. In this context, it is concluded that administrative judicial authorities, being under the obligation to interpret laws in conformity with the Constitution, are legally bound to interpret the relevant provisions of the İYUK in favor of witness evidence.
Bu makale, idari yargıda tanık deliline yönelik kategorik sınırlamanın adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerle olan uyumsuzluğunu ortaya koymakta ve bu sorunun giderilmesine yönelik çözüm imkânlarını tartışmaktadır. İnceleme kapsamında öncelikle, tanık deliline dair sorunun doğrudan İYUK’taki açık bir yasaklamadan değil, yargı mercilerinin Kanun’daki ilgili hükümleri yorumlama biçiminden kaynaklandığı ve tanık delili konusundaki sorunun idari yargıda önemli bir usuli boşluk yarattığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde, İHAM’ın Dilek Genç/Türkiye kararı ışığında, tanık delili sorununun sıradan bir usuli eksikliğin ötesinde, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri ile gerekçeli karar, duruşma ve tanık dinletme hakları gibi adil yargılanma güvenceleriyle bağdaşmayan yapısal bir insan hakları sorunu olduğu ortaya konulmuştur. Dahası, Dilek Genç kararında tespit edilen ihlalin, yalnızca uluslararası sorumluluk çerçevesinde ele alınamayacağı; aynı zamanda Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle doğrudan ilişkili yapısal bir iç hukuk meselesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son bölümdeyse, Dilek Genç kararının objektif etkisi çerçevesinde, idari yargıdaki delil sisteminin tanık dinletmeyi mümkün kılacak şekilde yeniden yapılandırılması için başvurulabilecek iki temel yöntem tartışılmıştır: İlk seçenek, idari yargının özgün yapısı ile adil yargılanma hakkının güvenceleri dikkate alınarak, İYUK’ta tanık deliline açıkça yer verilmesini sağlayacak bir kanun değişikliğine gidilmesidir. İkinci ve daha olası çözüm yolu ise, mevcut normların adil yargılanma hakkı ışığında yeniden yorumlanması suretiyle içtihadi bir dönüşümün gerçekleştirilmesidir. Bu bağlamda, Anayasa’ya uygun yorum yapma yükümlülüğü altındaki idari yargı mercilerinin İYUK’un ilgili hükümlerini tanık delili lehine yorumlamasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu makale, idari yargıda tanık deliline yönelik kategorik sınırlamanın adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerle olan uyumsuzluğunu ortaya koymakta ve bu sorunun giderilmesine yönelik çözüm imkânlarını tartışmaktadır. İnceleme kapsamında öncelikle, tanık deliline dair sorunun doğrudan İYUK’taki açık bir yasaklamadan değil, yargı mercilerinin Kanun’daki ilgili hükümleri yorumlama biçiminden kaynaklandığı ve tanık delili konusundaki sorunun idari yargıda önemli bir usuli boşluk yarattığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde, İHAM’ın Dilek Genç/Türkiye kararı ışığında, tanık delili sorununun sıradan bir usuli eksikliğin ötesinde, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri ile gerekçeli karar, duruşma ve tanık dinletme hakları gibi adil yargılanma güvenceleriyle bağdaşmayan yapısal bir insan hakları sorunu olduğu ortaya konulmuştur. Dahası, Dilek Genç kararında tespit edilen ihlalin, yalnızca uluslararası sorumluluk çerçevesinde ele alınamayacağı; aynı zamanda Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle doğrudan ilişkili yapısal bir iç hukuk meselesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son bölümdeyse, Dilek Genç kararının objektif etkisi çerçevesinde, idari yargıdaki delil sisteminin tanık dinletmeyi mümkün kılacak şekilde yeniden yapılandırılması için başvurulabilecek iki temel yöntem tartışılmıştır: İlk seçenek, idari yargının özgün yapısı ile adil yargılanma hakkının güvenceleri dikkate alınarak, İYUK’ta tanık deliline açıkça yer verilmesini sağlayacak bir kanun değişikliğine gidilmesidir. İkinci ve daha olası çözüm yolu ise, mevcut normların adil yargılanma hakkı ışığında yeniden yorumlanması suretiyle içtihadi bir dönüşümün gerçekleştirilmesidir. Bu bağlamda, Anayasa’ya uygun yorum yapma yükümlülüğü altındaki idari yargı mercilerinin İYUK’un ilgili hükümlerini tanık delili lehine yorumlamasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Description
ORCID
Keywords
Fields of Science
05 social sciences, 0505 law
Citation
WoS Q
Scopus Q
Volume
15
Issue
3
Start Page
274
End Page
317
Collections
Yükleniyor...
