Examining the Relationship between University Students’ Beliefs and Satisfaction in Romantic Relationships, Marital Anxiety, and the Meaning Attributed to Marriage
Examining the Relationship between University Students’ Beliefs and Satisfaction in Romantic Relationships, Marital Anxiety, and the Meaning Attributed to Marriage
Yükleniyor...
Abstract
The aim of this study is to examine the relationships between university students' beliefs about romantic relationships and their romantic relationship satisfaction, marriage anxiety, and the meanings attributed to marriage, as well as to determine how these variables differ according to demographic characteristics. Employing a quantitative research approach, the study was conducted within the framework of a relational survey model, and data obtained from 417 university students were analyzed. Data were collected using the Romantic Relationship Beliefs Scale, the Romantic Relationship Satisfaction Scale, the Marriage Anxiety Scale, and the Meaning Attributed to Marriage Scale. Descriptive statistics, independent samples t-tests, one-way analysis of variance (ANOVA), and Pearson correlation coefficients were used in the analyses. The findings indicated a significant and positive relationship between romantic relationship beliefs and romantic relationship satisfaction (r = .29, p < .01). A negative relationship was found between romantic relationship beliefs and marriage anxiety (r = −.11, p < .05), while significant positive relationships were identified between romantic relationship beliefs and both the positive and negative meaning dimensions attributed to marriage (p < .01). In addition, romantic relationship satisfaction was negatively related to marriage anxiety (r = −.24, p < .01) and positively related to both the positive and negative meaning dimensions attributed to marriage (p < .01). Analyses based on demographic variables revealed that men reported higher levels of romantic relationship beliefs than women (t = −2.94, p < .01), whereas women reported higher levels of marriage anxiety (t = 2.32, p < .05). With respect to age, a significant difference was found only for romantic relationship beliefs (F = 3.57, p < .05), with students aged 18–22 reporting higher belief levels. In terms of relationship status, individuals who were in a romantic relationship reported higher levels of romantic relationship beliefs and relationship satisfaction, lower levels of marriage anxiety, and higher levels of meaning attributed to marriage compared to those who were not in a relationship (p < .01). While no significant differences were observed according to relationship duration, a limited difference was found in the negative meaning attributed to marriage based on parents' marital status (p < .05). In conclusion, the study demonstrates that cognitive evaluations related to romantic relationships are significantly associated with relationship satisfaction, marriage anxiety, and the meanings attributed to marriage. The findings suggest that during young adulthood, romantic relationship experiences and the accompanying cognitive processes provide an important contextual basis for shaping perceptions of and attitudes toward marriage.
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilere yönelik inançları ve romantik ilişki doyumları ile evlilik kaygısı ve evliliğe yüklenen anlam arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemine dayanan çalışma, ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüş ve 417 üniversite öğrencisinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veriler Romantik İlişki İnançları Ölçeği, Romantik İlişki Doyumu Ölçeği, Evlilik Kaygısı Ölçeği ve Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği aracılığıyla toplanmış; betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, romantik ilişki inançları ile romantik ilişki doyumu arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir (r = ,29; p < ,01). Romantik ilişki inançları ile evlilik kaygısı arasında negatif yönlü (r = –,11; p < ,05), evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam boyutları arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p < ,01). Ayrıca romantik ilişki doyumu ile evlilik kaygısı arasında negatif (r = –,24; p < ,01), evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam boyutları arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p < ,01). Demografik değişkenlere göre yapılan analizlerde, erkeklerin romantik ilişkilere yönelik inanç düzeylerinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu (t = –2,94; p < ,01), kadınların ise evlilik kaygısı düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir (t = 2,32; p < ,05). Yaş değişkenine göre yalnızca romantik ilişki inançlarında anlamlı bir farklılık bulunmuş (F = 3,57; p < ,05) ve 18–22 yaş grubundaki öğrencilerin daha yüksek inanç düzeyine sahip olduğu görülmüştür. İlişki durumu açısından romantik ilişkisi olan bireylerin, ilişkisi olmayanlara kıyasla daha yüksek ilişki inancı ve ilişki doyumu, daha düşük evlilik kaygısı ve evliliğe daha yüksek düzeyde anlam yükledikleri saptanmıştır (p < ,01). İlişki süresine göre değişkenlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, anne-baba birliktelik durumuna göre evliliğe yüklenen negatif anlam boyutunda sınırlı bir farklılaşma gözlenmiştir (p < ,05). Sonuç olarak araştırma, romantik ilişkilere yönelik bilişsel değerlendirmeler ile ilişki doyumu, evlilik kaygısı ve evliliğe yüklenen anlam arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, genç yetişkinlik döneminde romantik ilişki deneyimlerinin ve bu deneyimlere eşlik eden bilişsel süreçlerin, evliliğe yönelik algı ve tutumların şekillenmesinde önemli bir bağlamsal zemin oluşturduğunu göstermektedir.
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilere yönelik inançları ve romantik ilişki doyumları ile evlilik kaygısı ve evliliğe yüklenen anlam arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemine dayanan çalışma, ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüş ve 417 üniversite öğrencisinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veriler Romantik İlişki İnançları Ölçeği, Romantik İlişki Doyumu Ölçeği, Evlilik Kaygısı Ölçeği ve Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği aracılığıyla toplanmış; betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, romantik ilişki inançları ile romantik ilişki doyumu arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir (r = ,29; p < ,01). Romantik ilişki inançları ile evlilik kaygısı arasında negatif yönlü (r = –,11; p < ,05), evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam boyutları arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p < ,01). Ayrıca romantik ilişki doyumu ile evlilik kaygısı arasında negatif (r = –,24; p < ,01), evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam boyutları arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p < ,01). Demografik değişkenlere göre yapılan analizlerde, erkeklerin romantik ilişkilere yönelik inanç düzeylerinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu (t = –2,94; p < ,01), kadınların ise evlilik kaygısı düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir (t = 2,32; p < ,05). Yaş değişkenine göre yalnızca romantik ilişki inançlarında anlamlı bir farklılık bulunmuş (F = 3,57; p < ,05) ve 18–22 yaş grubundaki öğrencilerin daha yüksek inanç düzeyine sahip olduğu görülmüştür. İlişki durumu açısından romantik ilişkisi olan bireylerin, ilişkisi olmayanlara kıyasla daha yüksek ilişki inancı ve ilişki doyumu, daha düşük evlilik kaygısı ve evliliğe daha yüksek düzeyde anlam yükledikleri saptanmıştır (p < ,01). İlişki süresine göre değişkenlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, anne-baba birliktelik durumuna göre evliliğe yüklenen negatif anlam boyutunda sınırlı bir farklılaşma gözlenmiştir (p < ,05). Sonuç olarak araştırma, romantik ilişkilere yönelik bilişsel değerlendirmeler ile ilişki doyumu, evlilik kaygısı ve evliliğe yüklenen anlam arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, genç yetişkinlik döneminde romantik ilişki deneyimlerinin ve bu deneyimlere eşlik eden bilişsel süreçlerin, evliliğe yönelik algı ve tutumların şekillenmesinde önemli bir bağlamsal zemin oluşturduğunu göstermektedir.
Description
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
Start Page
End Page
100
Collections
Yükleniyor...
