Examination of Speech Anxiety of Primary Teacher Candidates
Examination of Speech Anxiety of Primary Teacher Candidates
Yükleniyor...
Abstract
One of the most important tools of interpersonal communication is speaking skill. Therefore, the most important communication tool that teachers use to convey information is speech. Classroom teachers should be able to explain themselves to students in the most clear and understandable way in the classroom environment. Speech anxiety experienced by classroom teachers for any reason may cause disruption of classroom communication. In this respect, the aim of the research is to examine the speaking anxiety of primary school teacher candidates in terms of various variables. With this research, the speaking anxiety of the classroom teacher candidates will be determined, the variables that may cause speech anxiety will be examined, and thus, it will contribute to the studies to eliminate these concerns of the classroom teachers before they go to the field. The method of the research is a mixed method that combines qualitative and quantitative methods. Its sample consists of 210 primary school teacher candidates studying at Trabzon University. In the study, the 'Speech Anxiety Scale of Teacher Candidates' developed by Kınay and Özkan (2014) was used as a data collection tool. This scale consists of 40 items, including sub-dimensions of 'Psychological Status', 'Physiological Symptoms' and 'Skill-Related Anxiety'. SPSS program was used in the analysis of the data, besides the descriptive analysis, the data were analyzed with Independent Samples t-Test and One-Way Analysis of Variance (ANOVA) for variables. The semi-structured interview questions prepared to reach the qualitative data of the research were asked to 17 teachers candidate selected from among 210 pre-service teachers who participated in the research, and their opinions on the subject were taken. The answers given by the teachers candidate were analyzed with descriptive analysis and the findings were interpreted. As a result of the research; It was observed that pre-service teachers had a 'low' level of anxiety. It was observed that there was no significant relationship between the speaking anxiety of the pre-service teachers and the gender variable, that there could be a significant relationship between the speaking anxiety and the grade level, and that the pre-service teachers studying in the 3rd grade were more anxious than the pre-service teachers studying in the 4th grade. There is no positive significant relationship between speech anxiety and mother's education level, in favor of high school, associate degree, undergraduate education levels, and associate education level. Teacher candidates whose mother's education level is associate degree have more anxiety than those whose mother education level is high school and undergraduate. There was no significant relationship between speaking anxiety and father's education level. It has been seen that pre-service teachers think that they have speaking anxiety and are aware of this and make efforts to improve it, that universities are valuable in reducing the speaking anxiety of pre-service teachers, and in the face of this situation, pre-service teachers have expectations from the university. In order for future generations to receive a healthy education, it has been revealed that it is important to eliminate the existing concerns of teacher candidates and to eliminate them before they go to the field.
İnsanlar arası iletişimin en önemli araçlarından birisi konuşma becerisidir. Dolayısıyla öğretmenlerin bilgiyi aktarmada kullandıkları en önemli iletişim aracı da konuşmadır. Sınıf öğretmenleri, sınıf ortamında öğrencilere en açık ve anlaşılır şekilde kendini anlatabilmelidir. Sınıf öğretmenlerinin herhangi bir sebep ile yaşadığı konuşma kaygısı, sınıf içi iletişimin aksamasına neden olabilir. Bu bakımdan araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının konuşma kaygılarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırma ile sınıf öğretmeni adaylarının konuşma kaygıları belirlenerek, konuşma kaygısına neden olabilecek değişkenler incelenecek ve bu sayede sınıf öğretmenlerinin daha sahaya inmeden önce bu kaygılarının giderilmesi için çalışmalar yapılmasına katkı sağlanacaktır. Araştırmanın yöntemi nitel ve nicel yöntemi bir arada barındıran karma yöntemdir. Örneklemini, Trabzon Üniversitesi'nde öğrenim gören 210 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, Kınay ve Özkan'ın (2014) geliştirdiği 'Öğretmen Adaylarının Konuşma Kaygısı Ölçeği' veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu ölçek, 'Psikolojik Durum', 'Fizyolojik Belirtiler' ve 'Beceri İle İlgili Kaygı' alt boyutlarını içeren toplam 40 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmış, betimsel analizin yanında değişkenler için Bağımsız Örneklemler t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerine ulaşmak için, hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile araştırmaya katılan 210 öğretmen adayı arasından seçilen 17 öğretmen adayının görüşleri alınmıştır. Öğretmen adaylarının verdiği cevaplar betimsel analiz ile analiz edilerek ortaya çıkan bulgular yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğretmen adaylarının 'düşük' düzey kaygı durumuna sahip oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının konuşma kaygıları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı, konuşma kaygısı ile sınıf düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olabileceği, 3. sınıfta okuyan öğretmen adaylarının 4. sınıfta okuyan öğretmen adaylarına göre daha kaygılı olduğu görülmüştür. Konuşma kaygısı ile anne eğitim düzeyi arasında, lise, önlisans, lisans eğitim düzeylerinde, önlisans eğitim düzeyi lehine pozitif anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Anne eğitim düzeyi önlisans olan öğretmen adaylarının anne eğitim düzeyi lise ve lisans olanlara göre daha fazla kaygı yaşamaktadır. Konuşma kaygısı ile baba eğitim düzeyi arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öğretmen adaylarının konuşma kaygısı yaşadığını düşündükleri ve bunun farkında olarak geliştirmek için çaba sarf ettikleri, üniversitelerin öğretmen adaylarının konuşma kaygılarının azaltılması noktasında kıymetli olduğu ve bu durum karşısında öğretmen adaylarının üniversiteden beklenti içinde olduğu görülmüştür. Gelecek nesillerin sağlıklı bir eğitim alabilmeleri açısından öğretmen adaylarının var olan kaygılarının giderilmesi, henüz sahaya çıkmadan ortadan kaldırılmasının önem arz ettiği ortaya çıkmıştır.
İnsanlar arası iletişimin en önemli araçlarından birisi konuşma becerisidir. Dolayısıyla öğretmenlerin bilgiyi aktarmada kullandıkları en önemli iletişim aracı da konuşmadır. Sınıf öğretmenleri, sınıf ortamında öğrencilere en açık ve anlaşılır şekilde kendini anlatabilmelidir. Sınıf öğretmenlerinin herhangi bir sebep ile yaşadığı konuşma kaygısı, sınıf içi iletişimin aksamasına neden olabilir. Bu bakımdan araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının konuşma kaygılarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırma ile sınıf öğretmeni adaylarının konuşma kaygıları belirlenerek, konuşma kaygısına neden olabilecek değişkenler incelenecek ve bu sayede sınıf öğretmenlerinin daha sahaya inmeden önce bu kaygılarının giderilmesi için çalışmalar yapılmasına katkı sağlanacaktır. Araştırmanın yöntemi nitel ve nicel yöntemi bir arada barındıran karma yöntemdir. Örneklemini, Trabzon Üniversitesi'nde öğrenim gören 210 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, Kınay ve Özkan'ın (2014) geliştirdiği 'Öğretmen Adaylarının Konuşma Kaygısı Ölçeği' veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu ölçek, 'Psikolojik Durum', 'Fizyolojik Belirtiler' ve 'Beceri İle İlgili Kaygı' alt boyutlarını içeren toplam 40 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmış, betimsel analizin yanında değişkenler için Bağımsız Örneklemler t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerine ulaşmak için, hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile araştırmaya katılan 210 öğretmen adayı arasından seçilen 17 öğretmen adayının görüşleri alınmıştır. Öğretmen adaylarının verdiği cevaplar betimsel analiz ile analiz edilerek ortaya çıkan bulgular yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğretmen adaylarının 'düşük' düzey kaygı durumuna sahip oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının konuşma kaygıları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı, konuşma kaygısı ile sınıf düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olabileceği, 3. sınıfta okuyan öğretmen adaylarının 4. sınıfta okuyan öğretmen adaylarına göre daha kaygılı olduğu görülmüştür. Konuşma kaygısı ile anne eğitim düzeyi arasında, lise, önlisans, lisans eğitim düzeylerinde, önlisans eğitim düzeyi lehine pozitif anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Anne eğitim düzeyi önlisans olan öğretmen adaylarının anne eğitim düzeyi lise ve lisans olanlara göre daha fazla kaygı yaşamaktadır. Konuşma kaygısı ile baba eğitim düzeyi arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öğretmen adaylarının konuşma kaygısı yaşadığını düşündükleri ve bunun farkında olarak geliştirmek için çaba sarf ettikleri, üniversitelerin öğretmen adaylarının konuşma kaygılarının azaltılması noktasında kıymetli olduğu ve bu durum karşısında öğretmen adaylarının üniversiteden beklenti içinde olduğu görülmüştür. Gelecek nesillerin sağlıklı bir eğitim alabilmeleri açısından öğretmen adaylarının var olan kaygılarının giderilmesi, henüz sahaya çıkmadan ortadan kaldırılmasının önem arz ettiği ortaya çıkmıştır.
Description
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
Start Page
End Page
75
Collections
Yükleniyor...
