Annulment of Engagement and Compensation According to Turkish Civil Law and Islamic Law
Annulment of Engagement and Compensation According to Turkish Civil Law and Islamic Law
Yükleniyor...
Abstract
The family, which is one of the main elements of society and nationality, plays an important role in the strength of the society in which it is located. The first step in the formation of a family begins with the engagement. Engagement is generally the promise of two people to marry each other. In this process, fiancees and families make gifts in accordance with the traditions of the society to increase the intimacy between them. However, with the end of the engagement, a number of problems arise between the parties. These problems are the gifts given by the parties to each other during the engagament period and the demand for compensation for the damage they have suffered in terms of what the mahr will be. In this study, it has beeb tried to deal with how these situations are evaluated in Turkish Civil Law and Islamic Law. Although there is a regulation on gifts and compensation given during the engagement period in Turkish Civil Law, there is no regulation on mahr. In Islamic law, the sects had different opinions about the gifts given during this period, and they agreed that the dowry given should be returned. The issue of compensation, was not adressed by Islamic jurists of the classical period for possible reasons, such as the fact that the breakdown of the engagement did not cause much harm to the parties at that time. Today, since many problems have arisen with the breakdown of the engagement, they have been evaluated by recent Islamic jurists and different opinions have been put forward by taking into account the basic principles of Islam regarding harm. In this context, there are those who argue that the damage caused by the breakdown of the engagement should be compensated, as well as those who argue that the engagement is a promise of marriage and there may be a question of returning from the promise, stating that their responsibility will not arise. In line with these opinions, it has been concluded that if the engagement is broken by an unjust act and the damage has occorred, these damages should be compensated.
Toplumun ve milletin temel yapı taşlarından biri olan aile, içinde bulunduğu toplumun güçlü olmasında önemli rol oynamaktadır. Ailenin oluşmasının ilk adımı ise nişanlanmayla başlamaktadır. Nişanlanma genel itibariyle iki kişinin birbirine evlenme vaadinde bulunmaları şeklinde tanımlanmıştır. Bu süreçte nişanlılar ve aileler aralarındaki samimiyeti artırmak ve toplumun geleneklerine uygun olarak hediyeleştiği görülmüştür. Ancak nişanın sona ermesiyle birlikte taraflar arasında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyeler ve nişanlılık döneminde peşin olarak ya da bir kısmı verilen mehrin ne olacağı hususu ile uğradıkları zararın tazmin edilme talebi olmuştur. Bu çalışmada, söz konusu hususların Türk Medeni Hukuku'nda ve İslam Hukuku'nda nasıl değerlendirildiği ele alınmaya çalışılmış ve konuyla ilgili Osmanlı dönemindeki bazı uygulamalara yer verilmiştir. Bu çerçevede Türk Medeni Hukuku'nda da nişanlılık döneminde verilen hediyeler ve tazminatla ilgili düzenlenme bulunmasına rağmen mehirle ilgili herhangi bir düzenlenme bulunmadığı görülmüştür. İslam hukukunda ise bu dönemde verilen hediyelerle ilgili mezhepler farklı görüşlerde bulunmuş, verilen mehrin ise geri iade edilmesi gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Tazminat meselesi ise klasik dönem İslam hukukçuları tarafından, o dönemde nişanın bozulmasının tarafları pek zarara uğratmamış olması gibi muhtemel sebeplerden dolayı ele alınmamıştır. Günümüzde ise nişanın bozulmasıyla birlikte birçok sorun ortaya çıktığı için son dönem İslam hukukçuları tarafından değerlendirilmiş ve İslam'ın zararla ilgili temel prensipleri ölçü alınmak suretiyle farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu kapsamda nişanın bozulmasıyla birlikte verilen zararın tazmin edilmesi gerektiğini savunanların yanı sıra nişanlanmanın evlenme vaadi olduğunu ve bu vaadden dönmenin söz konusu olabileceğini ifade ederek sorumluluğunun ortaya çıkmayacağını savunanlar olmuştur. Bu görüşler doğrultusunda nişanın haksız bir fiille bozulması ve zararın meydana gelmiş olması halinde bu zararların tazmin edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Toplumun ve milletin temel yapı taşlarından biri olan aile, içinde bulunduğu toplumun güçlü olmasında önemli rol oynamaktadır. Ailenin oluşmasının ilk adımı ise nişanlanmayla başlamaktadır. Nişanlanma genel itibariyle iki kişinin birbirine evlenme vaadinde bulunmaları şeklinde tanımlanmıştır. Bu süreçte nişanlılar ve aileler aralarındaki samimiyeti artırmak ve toplumun geleneklerine uygun olarak hediyeleştiği görülmüştür. Ancak nişanın sona ermesiyle birlikte taraflar arasında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyeler ve nişanlılık döneminde peşin olarak ya da bir kısmı verilen mehrin ne olacağı hususu ile uğradıkları zararın tazmin edilme talebi olmuştur. Bu çalışmada, söz konusu hususların Türk Medeni Hukuku'nda ve İslam Hukuku'nda nasıl değerlendirildiği ele alınmaya çalışılmış ve konuyla ilgili Osmanlı dönemindeki bazı uygulamalara yer verilmiştir. Bu çerçevede Türk Medeni Hukuku'nda da nişanlılık döneminde verilen hediyeler ve tazminatla ilgili düzenlenme bulunmasına rağmen mehirle ilgili herhangi bir düzenlenme bulunmadığı görülmüştür. İslam hukukunda ise bu dönemde verilen hediyelerle ilgili mezhepler farklı görüşlerde bulunmuş, verilen mehrin ise geri iade edilmesi gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Tazminat meselesi ise klasik dönem İslam hukukçuları tarafından, o dönemde nişanın bozulmasının tarafları pek zarara uğratmamış olması gibi muhtemel sebeplerden dolayı ele alınmamıştır. Günümüzde ise nişanın bozulmasıyla birlikte birçok sorun ortaya çıktığı için son dönem İslam hukukçuları tarafından değerlendirilmiş ve İslam'ın zararla ilgili temel prensipleri ölçü alınmak suretiyle farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu kapsamda nişanın bozulmasıyla birlikte verilen zararın tazmin edilmesi gerektiğini savunanların yanı sıra nişanlanmanın evlenme vaadi olduğunu ve bu vaadden dönmenin söz konusu olabileceğini ifade ederek sorumluluğunun ortaya çıkmayacağını savunanlar olmuştur. Bu görüşler doğrultusunda nişanın haksız bir fiille bozulması ve zararın meydana gelmiş olması halinde bu zararların tazmin edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Description
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
Start Page
End Page
175
Collections
Yükleniyor...
