Hadis Tarihi Bağlamında Hicrî IX. Asır Memlük-Hint Alt Kıtası İlişkisi: Ed-Dav'ü'l-Lâmi' Çerçevesinde
Hadis Tarihi Bağlamında Hicrî IX. Asır Memlük-Hint Alt Kıtası İlişkisi: Ed-Dav'ü'l-Lâmi' Çerçevesinde
Yükleniyor...
Abstract
Between the years 648–923 AH / 1250–1517 CE, the Mamluks—a Muslim Turkish state that ruled over Egypt, Syria, and the Hijaz—held the distinction of being the greatest power in the Islamic world until the rise of the Ottoman Empire. Established during a time when the Islamic world was preoccupied with Mongol invasions in the East and Crusader attacks in Andalusia in the West, the Mamluk state opened its doors to many scholars who were forced to flee their homelands. This influx contributed significantly to one of the brightest periods in Islamic history in terms of the development of Islamic sciences. Scholars who entered the Mamluk realm from outside acted as bridges between regions, facilitating scholarly interaction. Thanks to this dynamism, the accumulation of knowledge in the Mamluk territories continued to grow and spread to other regions in later centuries. Indeed, by the final century of the Mamluk era, scholarly travels had begun transferring the accumulated knowledge—especially in the field of transmitted sciences—to the Indian subcontinent. One of the prominent scholars of the 9th century AH during the Mamluk period was Shams al-Dīn al-Sakhāwī, who authored the biographical work al-Ḍawʾ al-lāmiʿ. This work contains biographies of numerous individuals who lived during the 9th century AH. The present study first discusses the general state of hadith scholarship during the final century of the Mamluk period, then examines the hadith-related activities in Cairo and its surroundings through the life of al-Sakhāwī. Subsequently, the scholarly landscape of the Indian subcontinent is explored, focusing on Islamic sciences in general and hadith studies in particular. The study then identifies individuals of Indian origin, those connected to India, or those who traveled to India for any purpose, as mentioned in al-Sakhāwī's al-Ḍawʾ al-lāmiʿ. Through their biographies, the study evaluates their contributions to the region, particularly in the field of hadith. In doing so, it highlights the scholarly interaction between the two regions. Ultimately, it is concluded that the exchange of knowledge between these regions dates back to a considerably early period.
648-923/1250-1517 yılları arasında Mısır, Suriye ve Hicaz'da hüküm süren Müslüman bir Türk devleti olan Memlükler, Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemine kadar İslâm dünyasının en büyük devleti olma özelliğine sahip olmuştur. İslâm dünyasının Doğu'da Moğol saldırılarıyla, Batı'da Endülüs'ün Haçlı istilâlarıyla meşgul olduğu bir dönemde kurulan bu devlet, beldelerini terk etmek zorunda kalan pek çok âlime kapılarını açmış ve bu durumun da katkılarıyla İslâmî ilimlerdeki gelişme bakımından İslâm tarihinin en parlak dönemlerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Memlük Devleti'nin bünyesine dışarıdan dâhil olan âlimler bölgeler arası bir köprü vazifesi görerek ilmî etkileşimin canlanmasında aracı olmuştur. Bu canlılık sayesinde Memlük coğrafyasında büyüyen ilmî birikim, sonraki asırlarda bölgeler arasında dağılarak gelişim göstermeye devam etmiştir. Nitekim Memlükler'in son asrında gerçekleşen seyahatler neticesinde naklî ilimlerle ilgili birikim Hindistan coğrafyasına taşınmaya başlamıştır. Memlükler döneminde yaşayan ve hicrî IX. asrın önemli âlimlerinden biri olan Şemseddin es-Sehâvî'nin kaleme aldığı ed-Dav'ü'l-lâmi' adlı tabakat eseri, hicrî IX. asırda yaşayan birçok kişinin biyografisini içermektedir. Elinizdeki çalışmada evvela Memlükler'in son asrında hadis ilminin genel durumuna temas edilmiş, ardından hicrî IX. asır âlimi olan Sehâvî'nin hayat akışı üzerinden Kahire ve çevresindeki hadis çalışmalarından bahsedilmiştir. Akabinde Hindistan coğrafyasında genelde İslâmî ilimler özelde hadis ilmi sahasında var olan faaliyetlere temas edilmiştir. Sonrasında Sehâvî'nin ed-Dav'ü'l-lâmi' adlı eserinde aktarılan Hintliler, Hindistan ile irtibatlı olanlar ya da herhangi bir amaçla Hindistan'a giden kimseler tespit edilmiştir. Bu kimselerin biyografileri üzerinden, bölgeye katkıları ve özelde hadis alanında gerçekleştirdikleri çalışmalara yer verilmiştir. Böylelikle iki bölge arasındaki ilmî etkileşim belirgin hale getirilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak iki bölge arasında ilim alışverişinin oldukça köklü bir geçmişe sahip olduğu görülmüştür. Elinizdeki çalışma da Hindistan'ın bu konumunu ortaya çıkarmayı hedeflemiştir.
648-923/1250-1517 yılları arasında Mısır, Suriye ve Hicaz'da hüküm süren Müslüman bir Türk devleti olan Memlükler, Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemine kadar İslâm dünyasının en büyük devleti olma özelliğine sahip olmuştur. İslâm dünyasının Doğu'da Moğol saldırılarıyla, Batı'da Endülüs'ün Haçlı istilâlarıyla meşgul olduğu bir dönemde kurulan bu devlet, beldelerini terk etmek zorunda kalan pek çok âlime kapılarını açmış ve bu durumun da katkılarıyla İslâmî ilimlerdeki gelişme bakımından İslâm tarihinin en parlak dönemlerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Memlük Devleti'nin bünyesine dışarıdan dâhil olan âlimler bölgeler arası bir köprü vazifesi görerek ilmî etkileşimin canlanmasında aracı olmuştur. Bu canlılık sayesinde Memlük coğrafyasında büyüyen ilmî birikim, sonraki asırlarda bölgeler arasında dağılarak gelişim göstermeye devam etmiştir. Nitekim Memlükler'in son asrında gerçekleşen seyahatler neticesinde naklî ilimlerle ilgili birikim Hindistan coğrafyasına taşınmaya başlamıştır. Memlükler döneminde yaşayan ve hicrî IX. asrın önemli âlimlerinden biri olan Şemseddin es-Sehâvî'nin kaleme aldığı ed-Dav'ü'l-lâmi' adlı tabakat eseri, hicrî IX. asırda yaşayan birçok kişinin biyografisini içermektedir. Elinizdeki çalışmada evvela Memlükler'in son asrında hadis ilminin genel durumuna temas edilmiş, ardından hicrî IX. asır âlimi olan Sehâvî'nin hayat akışı üzerinden Kahire ve çevresindeki hadis çalışmalarından bahsedilmiştir. Akabinde Hindistan coğrafyasında genelde İslâmî ilimler özelde hadis ilmi sahasında var olan faaliyetlere temas edilmiştir. Sonrasında Sehâvî'nin ed-Dav'ü'l-lâmi' adlı eserinde aktarılan Hintliler, Hindistan ile irtibatlı olanlar ya da herhangi bir amaçla Hindistan'a giden kimseler tespit edilmiştir. Bu kimselerin biyografileri üzerinden, bölgeye katkıları ve özelde hadis alanında gerçekleştirdikleri çalışmalara yer verilmiştir. Böylelikle iki bölge arasındaki ilmî etkileşim belirgin hale getirilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak iki bölge arasında ilim alışverişinin oldukça köklü bir geçmişe sahip olduğu görülmüştür. Elinizdeki çalışma da Hindistan'ın bu konumunu ortaya çıkarmayı hedeflemiştir.
Description
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
Start Page
End Page
136
Collections
Yükleniyor...
