Afganistan İslam Cumhuriyeti'nin Din Eğitimi Politika ve Uygulamaları (2001-2021)
Afganistan İslam Cumhuriyeti'nin Din Eğitimi Politika ve Uygulamaları (2001-2021)
Yükleniyor...
Abstract
In the Islamic Republic of Afghanistan (2001–2021), religious education constituted far more than a pedagogical domain; it functioned as a critical strategic arena wherein political legitimacy was negotiated, social cohesion was pursued, and ideological contours were delineated. The central problem of this study, therefore, is to identify the foundational principles that underpinned the state’s religious education policies and practices during this period, and to analyze the mechanisms through which these policies were integrated into the formal educational curriculum. Adopting a holistic analytical framework, this research examines the constellation of religious education policies and practices as they are articulated across the constitutional and legal orders, national strategic plans, the formal school curriculum, and the informal madrasa system. To this end, the investigation is oriented around several key axes: the definitional treatment of religion and education within the Afghan Constitution and the Education Act; the formulation of religious education objectives in national strategy documents; the role and influence of international actors; and the responsiveness of religious textbooks and madrasas to state-led oversight and reform initiatives. Methodologically, the study employs document analysis, a principal technique within qualitative research. The primary data corpus—comprising the Constitution, the Education Law, strategic planning documents, official textbooks, and relevant scholarly literature—was subjected to systematic descriptive analysis. The findings underscore the foundational role of Islamic precepts in shaping the constitutional and legislative architecture of religious education. The 2004 Constitution enshrines Afghanistan as an Islamic Republic and mandates that the organization of the educational system conform to the fundamental principles of Islam. This constitutional imperative is further concretized in the Education Law, which frames religious education not merely as a vehicle for transmitting individual belief, but as a fundamental instrument for the construction of moral character, social solidarity, and national identity. Nevertheless, while efforts to reconcile universalist norms—including human rights, democratic governance, and women's rights—with an Islamic interpretive framework indicate a pursuit of normative consensus, this approach was beset by inconsistencies and failed to materialize in a coherent or inclusive manner within actual practice. An analysis of the Ministry of Education’s strategic plans reveals that religious education remained a persistent and central component of state policy. Priority objectives consistently included the supervision of madrasas, their progressive integration into the formal education system, the standardization of their curricula, and the enhancement of teacher qualifications. In this process, international actors exerted considerable influence, particularly concerning the reconstruction of educational infrastructure and the expansion of girls' access to schooling. However, despite their scope, these external interventions proved insufficient to engender a substantive transformation in religious education that was attuned to the complex interplay of local and religious dynamics. Within the formal education curriculum, religious education occupied a position of undisputed centrality. The mandatory inclusion of religious courses at all educational levels, alongside the development of distinct curricula tailored to the Hanafi and Ja‘fari schools of jurisprudence, attests to a de jure recognition of sectarian pluralism. However, the pervasive embedding of religious references across a wide array of non-religious subject areas is identified as a constraining factor, one that potentially circumscribed the cultivation of critical thinking and analytical competencies among students. In conclusion, while religious education remained a foundational pillar of Afghan state policy, its effective implementation was chronically undermined by institutional fragility and pervasive corruption.
Afganistan’da din eğitimi, yalnızca pedagojik bir alan olmanın ötesinde siyasal meşruiyet, toplumsal bütünleşme ve ideolojik yönelimlerin şekillendiği stratejik bir politika alanı olarak önem taşımaktadır. 2001–2021 yılları arasında Afganistan İslam Cumhuriyeti döneminde devletin din eğitimi politika ve uygulamalarının hangi anlayış üzerine inşa edildiğini ve bu politikaların eğitim müfredatını nasıl şekillendirdiği sorusu araştırmanın problem cümlesini oluşturmaktadır. Araştırma, söz konusu dönemde uygulanan din eğitimi politika ve uygulamalarını, anayasal ve yasal çerçeve, stratejik planlar, örgün eğitim müfredatı ve gayriresmî medreseler bağlamında bütüncül bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma; anayasa ve maarif kanununda din ve eğitimin nasıl tanımlandığı, ulusal strateji belgelerinde din eğitimine ilişkin hedeflerin nasıl belirlendiği, uluslararası kuruluşların rolü, din dersi kitapları ile medreselerin devletin denetim ve reform girişimlerine verdiği tepkilere odaklanmaktadır. Araştırma, nitel yöntemlerden doküman analizi yöntemi kullanılmış; anayasa, maarif kanunu, stratejik planlar, ders kitapları ve ilgili akademik çalışmalar betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, Afganistan Anayasası ve Maarif Kanunu’nun din eğitimini güçlü biçimde İslamî referanslara dayandırdığını ortaya koymaktadır. 2004 Anayasası, Afganistan’ı bir İslam Cumhuriyeti olarak tanımlamakta ve eğitim sisteminin İslam’ın temel ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesini anayasal bir zorunluluk hâline getirmektedir. Maarif Kanunu ise bu çerçeveyi daha da somutlaştırarak din eğitimini yalnızca bireysel inanç aktarımı değil, aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve ulusal kimliğin inşasında temel bir araç olarak konumlandırmaktadır. Bununla birlikte, insan hakları, demokrasi ve kadın hakları gibi evrensel değerlerin İslamî çerçeve içinde tanımlanmaya çalışılması, normatif düzeyde bir uzlaşı arayışını yansıtsa da bu yaklaşımın uygulamada tutarlı ve kapsayıcı biçimde hayata geçirilemediği değerlendirilmektedir. Maarif bakanlığının stratejik planları, din eğitiminin devlet politikaları içinde süreklilik arz eden bir alan olduğunu göstermektedir. Medreselerin denetlenmesi, resmî eğitim sistemine entegrasyonu, müfredatın standardizasyonu ve öğretmen yeterliklerinin artırılması temel hedefler arasında yer almıştır. Bu süreçte uluslararası aktörlerin etkisi belirgin olmuş; özellikle eğitim altyapısının yeniden inşası ve kız çocuklarının eğitime erişimi konusunda önemli katkılar sağlanmıştır. Ancak bu desteklerin, din eğitimi alanında yerel ve dinî dinamiklerle tam uyumlu bir dönüşüm oluşturamadığı görülmüştür. Örgün eğitim müfredatı, din eğitiminin Afganistan eğitim sisteminde merkezi bir konuma sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Din derslerinin tüm eğitim kademelerinde yer alması ve Hanefî ile Caferî mezheplerine göre ayrı din dersi kitaplarının hazırlanması, mezhepsel çoğulculuğun hukuki düzeyde tanındığını göstermektedir. Buna karşın, dinî referansların diğer derslere yoğun biçimde dâhil edilmesi, eleştirel düşünme ve analitik becerilerin gelişimini sınırlayan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak araştırma, Afganistan’da din eğitiminin devlet politikalarının merkezinde yer aldığını; ancak kurumsal zayıflık, yolsuzluk, idari kapasite eksikliği ve toplumsal güvensizlik nedeniyle bu politikaların sahada etkili biçimde uygulanamadığını ortaya koymaktadır. Din eğitimi, modernleşme ve uluslararası anlaşmalara uyum arayışı ile geleneksel-dinî meşruiyetin korunması arasındaki gerilimin kesiştiği bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.
Afganistan’da din eğitimi, yalnızca pedagojik bir alan olmanın ötesinde siyasal meşruiyet, toplumsal bütünleşme ve ideolojik yönelimlerin şekillendiği stratejik bir politika alanı olarak önem taşımaktadır. 2001–2021 yılları arasında Afganistan İslam Cumhuriyeti döneminde devletin din eğitimi politika ve uygulamalarının hangi anlayış üzerine inşa edildiğini ve bu politikaların eğitim müfredatını nasıl şekillendirdiği sorusu araştırmanın problem cümlesini oluşturmaktadır. Araştırma, söz konusu dönemde uygulanan din eğitimi politika ve uygulamalarını, anayasal ve yasal çerçeve, stratejik planlar, örgün eğitim müfredatı ve gayriresmî medreseler bağlamında bütüncül bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma; anayasa ve maarif kanununda din ve eğitimin nasıl tanımlandığı, ulusal strateji belgelerinde din eğitimine ilişkin hedeflerin nasıl belirlendiği, uluslararası kuruluşların rolü, din dersi kitapları ile medreselerin devletin denetim ve reform girişimlerine verdiği tepkilere odaklanmaktadır. Araştırma, nitel yöntemlerden doküman analizi yöntemi kullanılmış; anayasa, maarif kanunu, stratejik planlar, ders kitapları ve ilgili akademik çalışmalar betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, Afganistan Anayasası ve Maarif Kanunu’nun din eğitimini güçlü biçimde İslamî referanslara dayandırdığını ortaya koymaktadır. 2004 Anayasası, Afganistan’ı bir İslam Cumhuriyeti olarak tanımlamakta ve eğitim sisteminin İslam’ın temel ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesini anayasal bir zorunluluk hâline getirmektedir. Maarif Kanunu ise bu çerçeveyi daha da somutlaştırarak din eğitimini yalnızca bireysel inanç aktarımı değil, aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve ulusal kimliğin inşasında temel bir araç olarak konumlandırmaktadır. Bununla birlikte, insan hakları, demokrasi ve kadın hakları gibi evrensel değerlerin İslamî çerçeve içinde tanımlanmaya çalışılması, normatif düzeyde bir uzlaşı arayışını yansıtsa da bu yaklaşımın uygulamada tutarlı ve kapsayıcı biçimde hayata geçirilemediği değerlendirilmektedir. Maarif bakanlığının stratejik planları, din eğitiminin devlet politikaları içinde süreklilik arz eden bir alan olduğunu göstermektedir. Medreselerin denetlenmesi, resmî eğitim sistemine entegrasyonu, müfredatın standardizasyonu ve öğretmen yeterliklerinin artırılması temel hedefler arasında yer almıştır. Bu süreçte uluslararası aktörlerin etkisi belirgin olmuş; özellikle eğitim altyapısının yeniden inşası ve kız çocuklarının eğitime erişimi konusunda önemli katkılar sağlanmıştır. Ancak bu desteklerin, din eğitimi alanında yerel ve dinî dinamiklerle tam uyumlu bir dönüşüm oluşturamadığı görülmüştür. Örgün eğitim müfredatı, din eğitiminin Afganistan eğitim sisteminde merkezi bir konuma sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Din derslerinin tüm eğitim kademelerinde yer alması ve Hanefî ile Caferî mezheplerine göre ayrı din dersi kitaplarının hazırlanması, mezhepsel çoğulculuğun hukuki düzeyde tanındığını göstermektedir. Buna karşın, dinî referansların diğer derslere yoğun biçimde dâhil edilmesi, eleştirel düşünme ve analitik becerilerin gelişimini sınırlayan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak araştırma, Afganistan’da din eğitiminin devlet politikalarının merkezinde yer aldığını; ancak kurumsal zayıflık, yolsuzluk, idari kapasite eksikliği ve toplumsal güvensizlik nedeniyle bu politikaların sahada etkili biçimde uygulanamadığını ortaya koymaktadır. Din eğitimi, modernleşme ve uluslararası anlaşmalara uyum arayışı ile geleneksel-dinî meşruiyetin korunması arasındaki gerilimin kesiştiği bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.
Description
ORCID
Keywords
Fields of Science
05 social sciences, 0503 education
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
71
Start Page
279
End Page
307
Collections
Yükleniyor...
